28 Haziran 2007 Perşembe

İlk gen tedavisi deneyi başarılı

Parkinson hastalığını genle tedavi etme konusunda yapılan ilk deney başarılı oldu.

ABD'nin Weill Cornell Medical College'dan Michael Kaplitt ve Matthew During'in doğrudan beynin bir 'lob'una gen enjekte ederek yaptığı araştırma, bu tedavi yönteminin parkinson hastalığında başarılı olabileceğini gösterdi. İleri düzeyde parkinson hastası 1'i kadın 12 kişi üzerinde, sadece gen tedavisinin güvenilirliği ve yararını belirlemek üzere yapılan araştırma, 3 aylık tedavinden sonra gen enjekte edilen 'lob'un sorumlu olduğu vücudun diğer yarısında iyileşmelerin görüldüğünü ortaya koydu. 2-3 yıl sonra da hastalarda istenmeyen hiçbir etkiye rastlanmadı.

Ancak bilimadamları, araştırmanın, parkinson hastalığının tedavisi konusunda umut veren ilk adım olduğunu, bu konuda daha fazla araştırmanın yapılması gerektiğini belirtti. Araştırma Lancet tıp dergisinde yayımlandı.

26 Haziran 2007 Salı

Uyku Öncesi Cep Telefonuyla Görüşme Uykuyu Geciktiriyor

İngiliz bilim adamları, uyumadan hemen önce yapılan cep telefonu konuşmasının, beyni etkileyen sinyaller nedeniyle rüya görme riskini iki kat artırdığını ortaya çıkardı.

Loughborough Üniversitesi Uyku Araştırmaları Merkezi'nin İngiliz The Telegraph gazetesinde yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, cep telefonundan yayılan güçlü sinyaller, konuşmadan saatler geçmesine rağmen uyku sırasındaki beyin aktivitelerini etkileyip değiştiriyor. Uykudan önceki konuşmanın beyin aktivitelerini önemli ölçüde etkilediğini kaydeden Profesör James Horne, "Cep telefonuyla konuştuktan sonra insanların uykuya dalması daha uzun sürüyor. Kahve, nasıl beyni uyumama yönünde uyarıyorsa, cep telefonu sinyalleri de benzer bir etkiye sahip." dedi. Araştırmaya katılan 10 gönüllü yarım saat boyunca cep telefonuyla konuştu. Güçlü sinyaller sebebiyle gönüllü kişiler normal uyuma düzenlerinden ortalama 25 dakika geç uykuya daldılar.

21 Haziran 2007 Perşembe

Stres Hafızayı Zayıflatıyor !

Eğer güçlü bir hafızaya sahip olmak istiyorsanız, endişelerinizi bir kenara bırakın, ve mutlu olmaya bakın.

Yapılan bir araştırmayla, kaygı, endişe, veya depresyonun yaşlanmaya bağlı bellek bozukluğu ile Alzheimer arasındaki durumu ifade eden hafif kognitif bozukluğa (HKB) neden olduğu belirlendi. Rush Alzheimer Hastalığı Merkezi’nde nöropsikolojist Robert S. Wilson açıklıyor: “Hafif kognitif bozukluk, Alzheimer’ın ilk belirtileri arasında yer alır. Başlangıçta kognitif bozukluğu olmayan sağlıklı yaşlı bireylerde, kronik stres durumunda hafif kognitif bozukuluğun görüldüğünü tespit ettik.”

Thomas Jefferson Üniversitesi Farber Nörolojik Bilimler Enstitüsü’nün başkanı Dr. Sam Gandy ekliyor: “Elde ettiğimiz veriler, son 20 yıldır bu konuda yapılan araştırmalarla örtüşmektedir.”Ancak bu bilgilerden yola çıkılarak her kişi için ayrı ayrı değerlendirme yapıldığında bazı sorunlar ortaya çıkabilir. Gandy bu durumu şu şekilde açıklıyor: “Stres ve zihinsel aktiviteler, standardize edilmesi, ve ölçülmesi çok güç şeyler, ve kişiden kişiye farklılık gösteriyor.”
Montefiore Tıp Merkezi’nde geriatrik psikiyatri bölümü başkanı Dr. Gary J. Kennedy, stres altındaki kişilerin daha fazla stres yaşamamaları gerektiğini belirtiyor ve ekliyor: “Hafif kognitif bozukluk görülen kişilerin %50’sinde demans bulgularına rastlamadık. Sonuç olarak bu çalışmadan elde edilen verilerin kesin hükümler olarak değerlendirilmesi ve insanların korkutulması yanlış olur.”

Neurology’nin 12 Haziran sayısında bu çalışmaya yer verilmiştir.

Kalp Krizi Geçirenlere Müjde !

Fransız bilim adamları, insan embriyonundan elde edilen kök hücrelerin, kalpte yeni kas hücrelerine dönüşebilme özelliğini tespit etti.

Kök hücre araştırmalarına yer veren Stem Cells dergisinde kısa süre önce yayımlanan araştırmada, insan vücudundaki tüm hücre ve dokuların kökeni embriyon kök hücrelerinin, bir gün organların, örneğin kalp krizi sonucu hasar görmüş bir kalbin onarımında kullanılabilmesi fikrinden yola çıkıldı.

Enfarktüs (kalp krizi) hastası fareler üzerinde yapılan deneylerde, ilk kez insan embriyonundan elde edilen kök hücrelerin, farelerin kalplerinde kalp hücrelerine dönüşebildiği tespit edildi. İnsan kök hücrelerinin farklılaştırılmasını hazırlamak için "BMP2" adı verilen gelişme sağlayıcı bir etken kullanan araştırmacılar, böylece kök hücrelerin gelişimlerinde "yönlenmesini", ardından kalp rahatsızlığı bulunan farelerin hasarlı kalp dokusuna tutunmasını sağladı.

İki ay sonunda hasarlı bölgede insan kalp hücrelerinin oluştuğunu gören araştırmacılar, "yönlenen" kök hücrelerin kalp kası hücrelerine dönüştüğünü ve kalp dokusunun yenilenmeye başladığını gözlemledi. Araştırma sonunda hiçbir tümör, enflamasyon ya da yan etki tespit edilmezken, buna benzer bir sonraki araştırmanın maymunlarda ve kemik dokusu üzerinde yapılmasının planladığı belirtildi.