14 Aralık 2008 Pazar

Sigaradan, 25 Yılda 5 Milyon Türk Vatandaşı Hayatını Kaybedecek

Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Temiz Nefes Sigarasız Yaşam Derneği Başkanı Doç. Dr. Celal Karlıkaya, "önümüzdeki 25 yılda 5 milyona yakın Türk vatandaşının sigaradan öleceği ve bunun ülkemiz ekonomisine yaklaşık 1,5 trilyon dolara mal olacağı tahmin edilmektedir" diyor.

Sigaranın kanser, nefes darlığı, kalp, beyin ve damar hastalıkları gibi 20;den fazla öldürücü ve 50'nin üzerinde öldürücü olmayan hastalığın ve sağlık sorununun nedenini teşkil ettiğini savunan Doç. Dr. Karlıkaya, 2005 yılında dünya genelinde 5 milyon, Türkiye'de ise 100 bin kişinin hayatını kaybettiğini, bu sayının 2030 yılına kadar her yıl dünyada 10 milyon, Türkiye'de ise 240 bin kişiye yükseleceğinin tahmin edildiğini ifade etti.

Yukarıdaki açıklamaya bir bakarmısınız lütfen! Yılda çeyrek milyona yakın insanın hayatını yitirmesi bekleniyor. Bu ne kadar büyük bir rakam. Ne kadar korkunç bir sonuç. Sigaranın vermiş olduğu zararlar ve vereceği zararlar hiç tartışmasız çok büyük boyutlara ulaşmış durumda. Ve bunun önlemi alınmassa, korkarım ki bu durum daha da vahim bir hal alıcaktır.

Sigara insan hayatını söndürmeye devam ediyor, maddi manevi zararlar vermeye devam ediyor. Artık kendinize ve yakınlarınıza dur demenin zamanı gelmedi mi sizce? Herşey bukadar açık ve net iken, hepimizin bu soruna el atmamızın vakti gelmemiş midir?

Sigaranın maddi zararları çok ama manevi zararları bundan daha da çok. Kendi ellerimizle kendi hayatımızı sonlandırıyoruz! Var mı bunun daha ötesi? Etrafımızda yaşanan o kadar örnekler görüyoruz ki, bunlardan etkilenmeyip acaba
ciddi sağlık sorunları yaşadıktan sonra veya hayatımızı kaybedeceğimiz an mı vazgeçicez! O zaman herşey için çok geç olmaz mı..

Yeter ki sigarayı bırakmayı karar edinin, inanın gerisi çok kolay ve yaşam sizin için sanki yeniden başlamış gibi olacaktır. Öncelikle yakınlarınızdan bu konuda destek isteyin. Doktor'unuza danışın. Ayrıca sigarayı brakmanız için bir sürü tedavi merkezi vardır, sivil toplum kuruluşları farklı kampanyalar yürüterek sizlere yardımcı olmaya çalışmaktadırlar. Önemli olan, sigarayı gerçekten bırakmak istemek.

12 Aralık 2008 Cuma

MS (Multipl Skleroz) Hastalığı İçin Erken Teşhis Umutları

Manyetik Rezonans Görüntüleme'yle (MR) beyni tarayarak, Multipl Skleroz (MS) hastalığının belirtilerini hastalık ortaya çıkmadan uzun yıllar önce tespit etmenin mümkün olabileceği belirtildi.

ABD'nin Kaliforniya Üniversitesi'nden Dr. Darin Okuda, San Francisco kentinde baş ağrısı, migren gibi çeşitli sağlık sorunları sebebiyle beyin taramaları yapılmış 44 hasta üzerinde çalıştıklarına dikkat çekerek, bu kişilerden üçte birinde 5 yıl içinde MS hastalığının belirtilerinin ortaya çıktığını söyledi. Okuda, 44 hastanın tamamında MS olan kişilerde görülen belirtiler olduğunu, MS'in gelişip gelişmediğini görmek için takip etmeye devam ettikleri bu hastaların yüzde 30'unda ortalama 5,4 yıl içinde MS belirtilerinin geliştiğini ifade etti. Okuda, beyin anormallikleri olan insanlarda MS'e yakalanma riskinin ne olduğunu anlamak için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurguladı. Beyin ve omurilik hastalığı olan MS, beynin görme, konuşma gibi fonksiyonlar üzerindeki denetim yeteneğini bozuyor. Dünyada 2,5 milyon kişinin MS hastalığından etkilendiği bildiriliyor.

5 Aralık 2008 Cuma

İnsanın Biyolojik Saati

Biyolojik saat, insan bedeninde olan birçok olayın ritmini belirler. Bu şema, sabah kalkıp öğlen yemek yiyen ve akşam uyuyan bir insanın günlük döngüsünü gösteriyor.

Günlük beden ritmi, gece ve gündüzle paralellik gösterse de kişisel farklar, ortamın sıcaklığı, egzersiz, stres gibi unsurlar bunu etkileyebilir.

24.00 Gece yarısı. Uykunun ilk evresi başlıyor.

01.00 Beden kendini uykuya programlıyor. Dikkat azaldığından bu saatte çalışanların hata yapma olasılığı, iş ve trafik kazaları artıyor.

02.00 Derin uyku. Melatonin en yüksek düzeyde. Beden soğuğa karşı aşırı duyarlı oluyor. Görme duyusu ve refleksler zayıflıyor. Gece yapılan trafik kazalarının çoğu bu saatte oluyor.

03.00 Melatonin salgılanması azalıyor. Kişide kararsızlık ve melankolik hissetme artıyor. İntihar vakaları bu saatte çok görülüyor.

04.30 Beden sıcaklığının en düşük olduğu saat.

05.00 Erkeklik hormonu çok salgılanıyor. Stres hormonları artmaya başlıyor ve kaybolan enerji geri geliyor.

06.00 Kortizon salgılanması artıyor, beden uyanmaya başlıyor. Metabolizma hareketlenerek günün işleri için enerji ve proteinleri hazırlamaya başlıyor.

06.45 Kan basıncında ani yükselme.

07.00 Beden tüm gücünü daha toplayamadığından spor yapmak önerilmiyor. Sabah erken saatlerde yapılan yorucu sporlar kalbe gereksiz yere yüklenilmesine yol açıyor. Sindirim sistemi çalışmaya başlıyor. Güne iyi hazırlanmak için güzel bir kahvaltı şart.

07.45 Melatonin salgılanması duruyor.

08.00 Nikotinin sağlığa en çok zarar verdiği saat. Sabah içilen sigara damarları her zamankinden çok daraltıyor

08.30 Bağırsak hareketleri başlıyor.

09.00 Bedenin kuvveti artmaya başlıyor.

10.00 Yüksek alarm durumu. Enerjimiz yüksek, verimlik üst düzeyde, beyin yaratıcı ve dinamik.

11.00 Beden artık forma girdi. Beynimiz nızlı çalışıyor, özellikle hesap işleri zorlanmadan yapılıyor.

12.00 Öğle zamanı. Artık karnımız acıkıyor, dikkatimiz azalıyor, midedeki asit miktarı artıyor.

13.00 Beden formdan düşmeye başlıyor, verimlilik azalıyor. Sindirim başladığı için dolaşımdaki kanın büyük bölümü bağırsakların çevresinde.

13.30 Kan basıncı düşüyor, kendimizi bitkin hissediyoruz.

14.30 Çevre koşullarına en yüksek uyum.

15.00 Enerjimiz geri geliyor. Belleğimiz tam formunda. Sabahkinden az olmakla birlikte ikinci verimliliğe yaklaşıyoruz.

15.30 En hızlı tepki dönemi, reflekslerimiz hızlı.

16.00 Kalp-damar sisteminin verimliliği çok yüksek, kas gücü dorukta.

17.00 Organların etkinliği üst düzeyde. Kuvvetimiz artıyor. Spor için en iyi saat.

18.30 Kan basıncı en yüksek seviyeye ulaşıyor.

19.00 Beden sıcaklığının en yüksek olduğu saat.

21.00 Melatonin salgılanması başlıyor.

22.30 Bağırsak hareketleri yavaşlıyor.

23.00 Dinlenme saati. Bedende stres hormonu salgılaması duruyor. Sakinleşip gevşiyoruz. Kan basıncı ve beden sıcaklığı düşüyor.

3 Aralık 2008 Çarşamba

Sigara İçen Kadınların Ömrü 14,5 Yıl Azalıyor

Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Koleji (ACOG)'nin raporuna göre, sigara, kadınların yaşamından 14,5 yıl çalıyor.

Amerika'daki her beş kadından birinin sigara içtiği belirtilen raporda, Amerika'daki yaklaşık 438 bin kadın ve erkeğin, aktif ve pasif sigara içmesinden dolayı erken öldüğü açıklandı. Dr. Sharon Phelan, "Sigara içmek kadınların yaşam sürelerini ortalama 14,5 yıl azaltıyor. Sigaranın kadınlar üzerindeki kanıtlanmış hasar verici etkileri çok kapsamlı." dedi.

Kalp Hastalığında Önemli Gelişme

Bilimadamları farelerde kalp rahatsızlığının ilerlemesini durdurmayı ve hatta bazı negatif etkilerini tersine çevirmeyi başardı. Bu yöntemin yakın gelecekte insanlar üzerinde deneneceği de söyleniyor.

Yapılan çalışma mikroRNA denilen küçük, genetik maddenin kalp hastalığı gelişiminde önemli bir rol oynadığına dair güçlü kanıtlar sunuyor. BBC'nin haberine göre, geliştirilen tedavi yöntemi kalp hücrelerindeki mikro RNA'ları hedefleyerek engelliyor.

Amerikalı bir uzman çalışmanın fare dışındaki hayvanlar üzerinde de denendiğini ve birkaç yıl içerisinde insanlar üzerinde denenebileceğini öne sürdü.

MikroRNA maddesinin kalp dışında başka hastalıkların oluşmasında da çok önemli bir etkisi olduğu önceden açıklanmıştı. Bu maddenin birincil görevi genlerimizin hareketlerini düzenlemek fakat hücre içerisinde pek çok türü olduğu için, bilimadamları hangisinin en önemli rolü oynadığını belirlemeye çalışıyor.

Alman ve Amerikalı araştırmacılar özellikle mikroRNA-21 adlı tür ve bunun "kalp fibroblastı" denilen kalp hücresindeki rolü üzerinde duruyor. Kalp yapısının oluşumuna yardımcı olan bu hücre, kalp hastalığı sırasında kalbin çalışmasını engelleyen ilerleyici özelliğe sahip kabuk bağlamada (skarlaşma) sürecinde de oldukça etkili. Yakın bir zamana kadar bu durumu tersine çevirmenin imkansız olduğu düşünülüyordu. Ancak uzmanlar, zayıflayan bir kalbin hücrelerinde mikroRNA seviyesinin daha yüksek olduğunu ve bunun söz konusu artış sırasında ortaya çıkan doku bozulmasını haber veren kimyasal bir sinyalle bağlantılı olduğunu keşfetti.

Farelerde yapılan deneylerde mikroRNA'yı bloke eden bir kimyasal kullanıldı ve seviye artışının önüne geçilmesinin yanı sıra, hayvanların kalp fonksiyonlarının da geliştiği belirtildi. Elde edilen bulguların kalp ilaçları açısından yeni bir umut taşıdığına inanılıyor.

Bazı Yiyecekler Alzheimer Riskini Tetikliyor

Alzheimer'a yakalanmak istemiyorsanız abur cuburdan uzak durun. İsveçli bilimadamları yağ, şeker ve kolesterol açısından zengin besinler tüketmenin beynin bunamanın erken aşamasıyla ilişkilendirilen kısmını harekete geçirdiğini keşfetti.

Yapılan bu yeni araştırma sağlıklı beslenmenin Alzheimer riskini azaltığına dair sayıları git gide artan kanıtlara bir yenisini daha eklemiş oldu. Herald Sun'da yer alan habere göre, bilimadamları deneyde genetik olarak Alzheimer'a yatkın hale getirilmiş farelerde abur cubur ile beslenmenin etkilerini inceledi. Aylar süren şeker, yağ ve kolesterol açısından zengin bir beslenme sonrasında farelerin beyni incelendi. Testler abur cubur yiyeceklerin Alzheimer hastalarının beyninde karışıklığa yol açan "tau" ismindeki proteinin yapısını değiştirerek beyin hücrelerinin küçülmesine ve ölmesine sebep olduğunu ortaya koydu.

Ayrıca kolesterolün beyinde anıları kaydetmeye yarayan protein seviyesini düşürdüğü ve altmışlı yaşlarda ortaya çıkan kilo fazlasının da ilerki yaşlarda bunamayı tetiklediği de belirtildi.

Gelecek nesil içerisinde Alzherimer hastalarının sayısının iki katına çıkacağı düşünülüyor dolayısıyla bu riski azaltmaya yarayan herhangi bir metot büyük bir önem taşıyor.